Jump to content

Leaderboard


Popular Content

Showing content with the highest reputation since 10/16/2017 in all areas

  1. 23 points
  2. 23 points
  3. 21 points
    Merhaba 👀,öncelikle dişi ve erkek farklarından ve cinsiyet ayrımından bahsetmek istiyorum: - Dişi mantisler erkek mantislere göre daha büyük olurlar bu boyut farkı türden türe değişebilir. Bazı türlerde ciddi boyut farkları olabilir, mesela hymenopus coronatus (orchid mantis) dişisi ve erkeği ile idolomantis diabolica (devil flower mantis) dişi ve erkeğinin boyut karşılaştırması. - Erkek mantislerin kanatları abdomenin dışına doğru uzanır. Dişilerin ise abdomenin sonuna kadar. Erkeklerin kanatları daha uzundur. - Mantislerin abdomenleri segmentlere ayrılır. Genel olarak bu yöntemi L4 mantislerden sonra uygulayabilirsiniz. Bazı türler oldukça küçük olduğu için bir büyüteç yardımıyla bakılabilir. Dişilerde segment sayısı 6(Baştaki segment ile beraber), erkeklerde ise 8'dir(baştaki segment ile beraber). Dişilerin son segmenti daha büyüktür, erkeklerin ise daha küçüktür. Mantisinizin Büyümesini Nasıl Yavaşlatabilirsiniz? Bazı mantis türlerinde erkekler daha çabuk olgunlaşabilir ve bu üretmek isteyenler için hoş bir şey değildir çünkü yaşlı bir erkek dişiyle düzgün bir şekilde çiftleşemez. Hatta bazı türlerde dişi olgunlaşana kadar erkek yaşlılıktan ölebilmektedir. Bu türlerde yapılması gereken şunlardır. - Dişiyi erkeğe göre daha sık beslemek, - Erkeği ölmeyeceği bir düşük bir sıcaklıkta ve dişiyi ölmeyeceği bir yüksek sıcaklıkta tutmak. Zaten genellikle erkek mantisler daha düşük sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. Çiftleşme Hakkında Bilgiler Öncelikle bütün türlerde cinsel yamyamlık görülmez. Araştırmaların sonucunda cinsel kannibalizm olan türlerde dişinin erkeği yeme olasılığı %10-%27 arasıdır. Yani erkeğin yem olması durumu türe, dişinin açığına ve birazda şansa bağlı. Erkeğin yem olmasının kötü olduğunu düşünebilirsiniz fakat erkekleri yiyen dişilerde ortalama yumurtanın iki katı üretim olduğu görülmüştür. Hatta bazı araştırmacılar erkeğin yumurta gelişimi için kendini bilerek feda ettiğini düşünmekte. - Her iki mantis son kabuktan minimum 2 hafta olgun olmalıdır. - İki mantiste iyice beslenmelidir, özellikle dişinin iyice beslenmesi lazımdır. - Çiftleşmeyi geniş bir kutuda yapmalısınız çünkü: Sizin müdahale edemeyeceğiniz durumlarda erkek canını kurtarmak için kendisi kaçmak zorundadır. Hatta çiftleşmeyi odanızda teraryumlarının dışında yapabilirsiniz. - Dişinin erkeği en geç göreceği şekilde yerleştirin, bu sırada dişiyi bir yemle meşgul edebilirsiniz. - Dişinin agresif bir davranış sergileyip sergilendiğini izleyin. - İkisininde stressiz olduğuna emin olun. Erkek uçup kaçmaya çalışıyorsa erkeği alın ve başka bir gün deneyin. - Erkek mantis dişinin üzerine çıktığında çiftleşmenin başlaması saatler sürebilir, bu sırada dişi erkeğe saldırabilir eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız dişiye yem vermeyi deneyebilirsiniz. - Erkek dişinin üzerinden indiğinde onu uzaklaştırın. - Eğer çiftleşme sırasında erkek dişi tarafından yenmeye başlansa bile çiftleşme özelliğini kaybetmez. - Erkeği akşam tanıtmak, sabah veya öğlen tanıtmaktan daha iyi olacaktır. Ootheca Öncelikle oothecanın tanımını yapalım: Bir mantisin yumurtaları, ootheca adı verilen köpüklü bir kese içine alınır. Dişi ootechayı ürettiğinde yumuşaktır, ancak çok çabuk kurur ve sertleşir. Ootecha yumurtaları çatlayana kadar korur. Her mantis türünün farklı bir rengi, boyutu ve şekli vardır. Bazılarının içinde sadece birkaç yumurta bulunurken, diğer türlerin tek bir yumurta çuvalının içinde yüzlerce mantis yumurtası olabilir. Ilıman bölgelerdeki çoğu mantis türü, sonbaharda ootecayı bırakır ve ardından tüm yetişkin mantisler ölür. Bazı mantis türleri diyapoza ihtiyaç duyarken, tropikal türler diğerlerinde yoktur. Diyapoz, kışın gelişimdeki duraklamadır ve mantisin sonbaharda yumurtalarını üretmesini ve ilkbaharda yavru mantislerin yumurtadan çıkmasını sağlar. Düşük sıcaklık, oothecanın gelişimini durduracaktır. Daha yüksek sıcaklıklar gelişmeyi tetikleyecektir. Doğada diyapozu olan türler, örneğin Avrupa Mantisi, esaret altında da bu duraklamayı almalıdır. Ootecayı en az 8 hafta boyunca 12-15 derece civarında daha serin tutun. Bundan sonra ootecayı anlatacağım gibi tutabilirsiniz. Tropikal mantis türleri doğada mevsimler yaşamadıkları için diyapoza ihtiyaç duymazlar.Dişi ilk oothecayı yaptıktan sonra 3-5 gün içerisinde sertleşir ve dişinin yanından alınabilir hale gelir. Oothecaları dişinin bıraktığı şekilde hava alan bir kutuya yerleştirin. Oothecaları bir bantla yapıştırabilirsiniz. Mantis yumurtalarını doğru inkübe edebilmek için nemi türe uygun tutmanız lazım tabanda peçete veya torf kullanarak uygun nemi yapabilirsiniz. Yavru mantisler Çok narindirler, dikkatli olmalısınız. Bulundukları teraryumun güvenli olduğuna yapışabilecekleri, takılabilecekleri bi yer olmadığına dikkat etmelisiniz. Yavruların yamyamlık seviyesi yetişkinlere göre daha azdır. İyice beslediğinize ve teraryumun geniş olduğuna eminseniz birlikte bakılabilir fakat risklidir. Ayrı ayrı kaplara almak daha güvenlidir. Mantislerin nem oranı ve uygun sıcaklığı türlere göre değişir. Yeni doğmuş yavruları bir kaç gün sonra besleme denemeleri yapabilirsiniz, meyve sinekleri oldukça uygun bir yemdir bunun dışında küçük kurtlarda deneyebilirsiniz. Uygun şartlarda sağlıklı bir şekilde büyüyeceklerdir. Okuduğunuz için teşekkürler, mantis üretim sürecini kısa bir şekilde yazmak istedim. Yanlışlarım varsa öğrenmek isterim.Deneyimleriniz varsa dinlemekten mutluluk duyarım. İlerde üretim deneyimim olursa bende bu konuya ekleme yapacağım veya yeni konu açacağım.🙂 Not: Bu yazıyı benden izinsiz paylaşmazsanız sevinirim.
  4. 21 points
  5. 20 points
    Çeviren notu: Yazının orjinali Tom Moran’a aittir (Youtube - Instagram). Bazı kısımlarda kendini tekrarlamasına rağmen, atlamadan yazının bütününü okumanızı öneririm. Belli yere kadar okuyup bırakmanız muhtemelen konu hakkında yanlış izlenimler edinmenize sebep olacaktır. Bu yazı aynı zamanda ülkemizde kendim de dahil birçoğumuzun maalesef canlılarımıza en iyi şartlarda bakamadığımızın çok açık bir kanıtıdır. Yurtdışındaki hobiciler gibi evinin bir odasını (kiler tarzı ufak bir yer bile olsa) yaz kış gözetmeksizin kontrollü olarak 25-30 °C civarı sıcaklık aralığında tutabilecek imkanı olanlar tabi ki bu savımdan hariç tutulmalı. Çeviriyi hızlıca bitirip yayınlamak istediğim için devrik cümle, anlam düşüklüğü gibi hatalarım olabilir, şimdiden affola. İyi okumalar Tarantulalarda "Power Feeding"; veya endişelenmeyi bırakmayı nasıl öğrenir ve tarantulalarımı her aç olduklarında beslerim. Power feeding (Güç beslemesi/güçlü besleme): Sıcaklık ve besleme miktarını/sıklığını arttırarak bir hayvanın büyümesini hızlandırmaktır. Eğer belli bir süredir hobiyle iç içe iseniz hobiciler arasında tarantulaları çok fazla beslemenin tehlikeleri konusunda gerçekleşen tartışmalara muhtemelen denk gelmiş olmalısınız. Handling konusundan daha az kışkırtıcı bir konu olmasına rağmen "power feeding" konusunda da hobideki insanlar fikir ayrılıkları yaşarlar ve bu konu hakkında bazı güçlü görüşler ortaya koyarlar; tarantulaların sağlığı ve uzun ömürlülük açısından zararlı olup olmadığı konusunda ikiye bölünmüş durumdadırlar. Birçok yeni hobici yıllar boyunca bana kaçınmaları gerektiğini duyup kaygılandıkları bu korkutucu “power feeding” konusu hakkında danışmak için ulaşıp, tarantulalarını fazla besleyip beslememe arasında kaldıklarına dair endişelerinden bahsettiler. Ben onlara slinglerini istedikleri sıklıkla beslemelerini söylediğimde de aldığım yanıtları çoğunlukla “Bu power feeding değil mi?” ve “Bunu yapmam tarantulamın ömrünü kısaltmaz mı?” olurdu. Hatta fazlasıyla ilgili bir hobici tarafından hayvanlarımı ayda bir seferden fazla beslediğim için hayvanlara kötü davranmak ile bile suçlandım. Tamam o zaman… Birçok yönden, "power feeding" terimi bazı insanlar için aşağılayıcı veya kirli bir ifade haline geldi... birçok bilgili ve tecrübeli hobicinin bunun tarantulalara uygulanamadığını iddia etmesi de ironiktir. Bu terim özellikle top (ball) pitonlarının farklı renk morflarının yetiştirilmesi sürecinde herp (sürüngen/amfibi) hobisinde ortaya çıkmıştır. Yılan üreticileri ellerindeki yılan bireylerini üretilebilecek boyuta getirmek için yıllardır “power feeding” tercih ederken, uygulamanın hayvanların sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu da kabul edildi. Dolayısıyla, bu varsayım aynı uygulamanın araknidler için de zararlı olduğunu ileri sürer. Ne yazık ki, çok farklı iki organizma yapısında olan yılanlar ve tarantulaları karşılaştırmak bu durumda işe yaramaz. Gerçek şu ki birçok uzman hobici, tarantulalarını yiyebildikleri kadar beslemenin sağlıkları ve ömür uzunlukları üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını düşünüyorlar. Bir hayvana olumsuz etkileri hakkında çok şey söylenmesine rağmen, söylentiler bilimsel kanıttan eksiktir (ve bu konudaki söylentileri gidermek isteyen birçok hobicinin anekdot verileri de bu eksikliğe işaret eder). İddiaları, bir örümceğin fazla beslenmesinden kaynaklanabilecek en kötü şeyin, yağlı ve şiş hale gelip bir süre oruca girmesine sebep olmasıydı. Birçok tecrübesiz hobici, anlaşılabilir bir şekilde yanılgıya düşerek dikkatli olmanın yanında bu uygulamadan hayvanlarının iyi olması uğruna kaçınıyor. Ne yazık ki, bazı web sitelerinde "power feeding" uygulaması hakkında yanlış bilgi edinirler ve hemen evcil hayvanlarını aşırı besleyebileceklerinden endişe ederler. Bu yanlış bilgilendirme yüzünden, eğer hayvanlarının "aşırı yüklenmesine" izin verirlerse sağlık ve ömrünü tehlikeye atmış olduklarını düşünürler. Bununla birlikte, gerçekten tarantulalarının ömrünü uzatıyorlar mı yoksa tarantulalarda "power feeding" fikri sadece bir efsane midir? Öncelikle, bir kimse tarantulaya nasıl "power feeding" uygulayabilir? Daha da ileri gitmeden önce, "power feeding" olarak adlandırılan şeyi tanımlamak önemlidir. Çoğu kişi, “power feeding”i sadece tarantulasına verdiği yiyecek miktarını arttırmak olduğunu düşünür, fakat durum o kadar basit değildir. “Power feeding” uygulamasını gerçek anlamda sağlamak için yapmanız gereken iki şey vardır: Sıcaklığı arttırmalısınız: Hızlı büyümeyi sağlamak için beslemeyi arttırmanın dışında, tarantulanın metabolizmasını da uyarmanız gerekir. Bu, çoğu tür için sıcaklık 27-30 °C dereceye arttırılarak yapılır. Temel olarak ortam ne kadar sıcak olursa, tarantulalarınız da o kadar hızlı büyür. Eğer evinizdeki sıcaklık 20 °C’ye düşüyorsa tarantula hızlı büyüyebilmek için gerekli hızlı bir metabolizmaya sahip olmayacaktır. Gerçek "power feeding" için metabolizmayı hızlandırmak, yalnızca tarantulaya yiyecek pompalamaktan daha önemlidir. Tarantulayı yediği sürece besleyin: Metabolizmasının hızlanmasıyla, şimdi sunulan yiyecek sıklığını artırmanın zamanı geldi. Bu, yemlerin boyutuna bağlı olarak her gün veya her iki günde bir olabilir. 1-1.5 cm slinginize beslenmesi için normalden az daha iri boyutta bir yem verirseniz, dış iskeletini atmaya hazır olmadan önce sadece birkaç kez daha beslenmesi yeterli olacaktır. Eğer daha ufak avlar ile besliyorsanız, o zaman her gün veya her iki günde bir yiyebilir. Bu kadar basit. Ne yazık ki, birçok insan daha sıcak bir ortam sunmadan kendi tarantulalarını bolca beslemeye çalışırlar. Bunu yapmak muhtemelen yağlanan ve bir sonraki molt’a kadar oruç tutarak bekleyecek bir tarantula ile sonuçlanır (güvenin bana... ben de yaptım). Yüksek sıcaklığın büyüme oranına/hızına etkisi, besleme sıklığınızdan çok daha önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Şimdi, bazı insanlar bir sling’i haftada birden fazla kez beslemenin "power feeding" olduğunu düşünüyor gibi görünüyor. Kişisel olarak, bence bu biraz saçma. Birçok tarantulanın, en obur oldukları zaman sling boylarıdır ve bu süreç alabilecekleri kadar yiyecek aldığından emin olmak için harika bir zamandır. Eğer sıcaklık yeterince yüksekse ve iyi beslenmişse, bu daha hızlı büyümeye yol açacaktır (ve hayvanı hassas sling aşamasından daha erken çıkartır). Birçok hobici tarantulaların ne yaptıklarını bildiklerini düşünür; eğer yemek isterlerse yerler, eğer aç değillerse yemezler. Vahşi doğada, bir sling’in savunmasız olan bu aşamayı atlatmak için mümkün olduğunca çabuk büyümesi gerekir. Sling olarak, bu hayvanlar avcılardan ve birçok diğer dış etkenden dolayı özellikle risk altındadır. Avın bol olduğu zamanlarda, daha hızlı büyüyebilmek için muhtemelen mümkün olduğunca fazla ve sık yiyeceklerdir. Peki, tutsaklık için de bu neden geçerli olmasın? Tutsakta olsa bile, tarantulalar sling evrede iken en savunmasız durumdadır. Bu süreçte su kaybetmeye (dehidrasyon) daha yatkındırlar, nem ve sıcaklık gibi çevresel faktörlere de fazlasıyla duyarlıdırlar. Hobicilerin bildirdikleri ani ölümlerin birçoğu, sling evrelerinde ölen tarantulalardır. Bundan kaçınmak için birçok hobici slinglerini daha sık besler. Şahsen, slingleri yaz mevsiminde sıcaklığın yaklaşık 27 ve üstü olduğu süreçte yedikleri kadar beslemeye bakarım. 3-4 cm olduklarında beslemeyi haftada bir veya iki sefere azaltırım (avın büyüklüğüne bağlı olarak). Bu yöntem benim için çok iyi çalıştı. Slingleri yedikleri sürece beslemek "power feeding" midir? En tecrübeli hobicilerin cevabı HAYIR olurdu. Besin mevcutken yemek, vahşi doğada hızlı büyümelerini sağlayacak bir doğal adaptasyondur. Peki ya yetişkinler? Yine birçok kişi, "power feeding" uygulamasının gerçekten işe yaramadığını, en azından yılanlarda yaptığı etki şeklinde olmadığını iddia ediyor. Hobiciler, tarantulaların yalnızca belirli bir noktaya kadar yediklerini keşfettiler, sonra durup dış iskelet değişimine hazırlanırlar. Dahası, onları daha sık veya fazla beslemek onları daha kısa sürede değişime hazır hale getirmez; bunun yerine bedenleri onlara yeterince besine sahip olduklarını söylediği için genellikle epeyce uzun bir zamanı oruç tutmaya ayıracaklardır. Bu nedenle, büyük tarantulanızı daha sık beslemek, slinglere kıyasla daha hızlı bir büyümeye neden olmayacaktır. Mesela, büyük dubia hamamböcekleri ile haftada birkaç kez beslediğim bir genç yetişkin P. cancerides var. Yiyerek aktifliğinin yüksek olduğu bir ay sonunda yemek yemeyi bıraktı... ve neredeyse beş ay boyunca dış iskeletini değiştirmedi. Yediği sürece beslemek kesinlikle büyümesini hızlandırmadı. Tecrübeli hobicilerin, "power feeding" uygulamasının gerçekten bu hayvanlara uygulanmadığını gösteren bir dizi anekdot kanıtı var. Bu durumda, örümceklerini haftada birkaç kez beslemeyi seçen kişiler hayvanlara zarar vermez. Bir hobici neden örümceklerini daha sık beslemeye karar verir? Yeni bir hobici şunu düşünebilir, haftada bir kere beslemek yeterli olacakken neden birisi tarantulalarını daha sık beslemek ister ki? Bir hobicinin bu uygulamayı yapması için birkaç sağlam neden vardır. Bir dişiyi üretim amacıyla daha hızlı olgunlaşması için büyütmeye çalışan hobici. Eğer elinde eşleştirmeyi umduğunuz genç bir dişi olan bir hobiciyseniz, haftada bir kez olan normal beslenme programında olgunlaşması için birkaç yıl beklemek istemeyebilirsiniz. Üreticiler sıklıkla dişilerinin daha erken üremeye hazır olmalarını sağlamak için sıcaklığı arttırır ve yiyebilecekleri kadar fazla besler. Bu özellikle yeni türleri ithal etmek için büyük miktar paralar ödeyen ve o türün ilk tutsak slinglerini üretmeyi umut eden profesyonel üreticiler için geçerlidir. Bu durumda üreticinin nihai amacı, mümkün olan en kısa sürede kokon almaktır (aynı zamanda piyasada büyük paralar karşılığı aranılan slingler elde etmektir). Bir erkeği üretim amacıyla daha hızlı olgunlaşması için büyütmeye çalışan hobici. Elinizde hazır bir dişi var ve olgun bir erkek bulmakta zorlanıyorsunuz. Tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu gibi, hobici olgun bir erkeği daha hızlı elde etmek için “power feeding” ile bir sling veya genç erkeği daha çabuk olgunlaştırmayı deneyebilir. Örümceklerini sling evreden daha hızlı çıkarmak için büyütmeye çalışan hobici. Kişisel olarak, bu benim yaptığım bir şey. Tarantulalar, çevresel koşullara ve bakım hatalarına karşı çok daha duyarlı oldukları sling evrelerinde en savunmasız durumdadırlar. Şahsen, slinglerimin mümkün olduğunca çabuk bu evreden çıkmasını istiyorum, bu yüzden onlara genellikle 3-4 cm’e ulaşıncaya kadar yiyebilecekleri kadar yem veriyorum. Bu noktada, haftada yaklaşık iki kez olacak şekilde daha normal bir besleme programına geri dönüyorum. Estetik nedenlerle tarantulasının daha hızlı yetişkin olmasını isteyen hobici. Gerçek şu ki, insanlara tarantula sahip olduğunuzu söylediğinizde dev tüylü örümcekler görmeyi bekliyorlar. Ne yazık ki, bu müthiş canavarların en büyüğü bile hayatına çok ufak ve pek de etkileyici görüntüsü olmayan slingler olarak başlıyor. Bazı hobiciler büyük bir örümcek görüntüsünü daha hızlı elde etmek için “power feeding” uygulamayı tercih ediyorlar. Fakat tarantulanızı sık sık beslemek ömrünü kısaltır mı? “Power feeding” uygulamanın bir örümceği nasıl olumsuz etkileyebileceği konusunda bilimsel araştırma açısından hiçbir şey yapılmadığına dikkat edilmelidir. Bildiğimizi düşündüğümüz şeylerin çoğu varsayım ve tahmine dayalı sonuçlardır. Bir kimse kontrollü bazı deneyler yapıp aynı kokondan çıkan kardeşler arasında “power feeding” uygulanan ve uygulanmayanları karşılaştırıncaya kadar, kendi gözlemlerimiz ve anekdot bulgularımızla devam etmek zorundayız. Bununla birlikte, onlarca yıldır hobide olup da bir tarantulayı aşırı besleme fikrinin aptalca olduğunu düşünen hobiciler var. Onların koruma ve yetiştirme konusundaki uzun yıllar süren ortak tecrübeleri onlara bu hayvanların yılanların veya memelilerin devamlı beslenmeleri ile oluşan aynı sağlık sorunlarını yaşamadıklarını öğretmiştir. Şimdi, örümceklerin yedikleri sürece beslenmeleri uygulamasının faydalarını duyduk, peki bu uygulamanın sonuç açtığı bazı sorunlar neler olabilir? Aşağıda, bu uygulamaya karşı olan insanlara göre sözde dezavantajların bir listesi yer almaktadır. -Tarantulanın ömrünü kısaltır -Dış iskelet değişimi (molting) sorunlarına neden olabilir -Şişmiş ve gerilmiş abdominal deri daha kolay yırtılabilir -Bazıları, erkeklerde ve dişilerde üreme sorunlarına neden olabileceğine inanıyor (bu defalarca çürütülmesine rağmen) Şimdi, molting ve üreme sorunları gibi bu sözde yan etkilerin çoğunun çürütüldüğünü belirtmek gerekir. Bir an önce üreme olgunluğuna getirmek için tarantulalarını sık sık besleyen bir ton üretici var ve hiçbiri bu sorunları yaşadıklarını bildirmediler. Molting sorunları konusunda bazıları, T. stirmi benzeri türlerde kötü moltlara neden olabileceğini savunuyorlar. Bununla birlikte, birçok hobici de bu türü yediği kadar beslediler ve hiç bir sorunla karşılaşmadılar. Tekrar, bu bir efsane gibi görünüyor. Şimdi, şişman örümceklerin abdominal yaralanmalara daha yatkın olduğu kesin bir gerçek, bu yüzden bu konuda endişenlenmek yerinde olacaktır. Buna rağmen, doğru miktarda kullanılan taban malzemesi (substrat) ve uygun tavan yüksekliği ile kurulan bir yaşam alanı bu olasılığı ciddi anlamda sınırlayacaktır. Ancak "power feeding" ömrü kısaltmaz mı? Cevap şu: Eğer kısaltıyorsa bile, bu genellikle endişe edecek kadar fazla değil. Çoğu tür için, fazla veya sık beslemenin büyüme oranında fark yaratacak kadar etki edeceği tek süreç sling oldukları evreleridir. Daha önce de bahsedildiği üzere, bu süre zarfında mümkün olduğunca yemeye programlıdırlar ve iyi beslenen slingler daha az beslenen slinglerden daha hızlı büyür. Bununla birlikte, büyüme oranları genellikle bir miktar boylandıktan sonra biraz yavaşlayacak, bu yüzden ömürlerinden eksildiği varsayılan bu zaman çok kısadır. Aşağıdaki çizelgelere göz atın. İlki için ortalama 15 yıl ömrü olan varsayımsal bir dişi tarantula (ör: Lasiodora parahybana) kullandım. Bu türün ömrü nedeniyle, "power feeding" genel ömrü üzerinde oldukça sembolik bir etkiye (gri alanda "?" ile gösterilir) sahiptir. Bu durumda, potansiyel olarak ömründen eksilen süre aylar olacaktır, yıllar değil. Bu da tüm ömür süresi ile kıyaslandığında çok kısa bir zamandır. Şimdi, bu ömrü daha uzun olan bir dişi de olabilirdi. Bir Brachypelma, Aphonopelma veya Gramomostola türünün dişisini kullandığımızı düşünün. 25 yıl veya daha fazla yaşayabildikleri için ömründen “power feeding” sebebiyle eksilecek süre en kötü ihtimalde bile ihmal edilebilecek kadar az olurdu. Şahsen, hayatının başlarında iken örümceğimin yaşama şansını arttırmanın bu takasa değeceğini düşünüyorum. Erkekler için biraz daha farklı olabilir. Bilindiği üzere erkeklerin ömrü daha kısadır ve genelde dişilere kıyasla aynı sürede daha fazla büyürler (olgunluk anlamında). Bu nedenle erkeğin yaşam döngüsünde daha hızlı büyümenin genel ömrü üzerinde daha büyük bir etkisi olabilir. Aşağıdaki tabloda ömrü üç yıl olan bir erkek tarantulaya bakıyoruz. Burada, hızlanan büyüme döngüsü hayatının daha yüksek bir yüzdesini azaltıyor. Bununla beraber, yetiştirdiğiniz slingin bir erkek olduğunu öğrenirseniz, ömrünü uzatmak için hayvanı aç bırakmak zorunda değilsiniz, daha hafif bir beslenme programı ömrünü uzatır ve “power feeding” ile kaybedilen zamanın bir kısmını telafi eder. (Not: Yukarıdaki çizelgeler sadece yaklaşık değerlerdir ve sıcaklık, diyet ve bireysel türlerin genleri gibi birçok faktör bu tahminleri etkileyebilir.) Her iki durumda da, bu çizelgeler sling evresinin aslında bir örümceğin yaşam döngüsünün çok küçük bir parçası olduğunu ve hayatının bu döneminde bir slinge “power feeding” uygulamanın gerçekten de tarantula'nın ömrünü pek de etkilemediğini göstermektedir. Ayrıca, bu örümceklerin bazılarının ne kadar süre yaşayabileceğinden hala emin olmadığımızı unutmayalım. Öyleyse eğer yukarıdaki tarantula, ömrünün çizelgedeki gri alanın içinde kalan bir anında ölürse, ömrünün erken “power feeding” sebebiyle mi yoksa diğer etkenlerden dolayı mı kısaldığını bilmenin hiçbir yolu yoktur. Bunu bir düşünün. Karar Dürüst olmak gerekirse, "power feeding"in tarantulalara tam anlamıyla uygulanabileceğini gerçekten düşünmüyorum. Evcil hayvanlarınızı yediği sürece beslemenin yanlış bir şey olduğunu da düşünmüyorum. En kötü durumda karşılaşacağınız senaryoda, şişman ve belli bir süreliğine oruca girmiş bir tarantulanız olur. Tarantulanın ömrünü kısaltabilir mi? Sanırım, ancak çoğu durumda, örümceklerin ömrünü kısaltsa bile sembolik bir miktarda olurdu. Şahsen, tarantulamı kırılgan sling evresinden bir an önce kurtarmayı, onun yemesini esirgeyerek ömrünü “uzatmaya” tercih ederim. Uygun yetiştirme izlendiği ve hayvanlar doğru yaşam ortamlarında tutulduğu sürece tarantulaya ve yaşam kalitesine gerçek bir zarar gelmez. Sonuçta, vahşi ortamda yemek, olgunlaşmak ve üremek için varlar. Ve eğer bir hobici, yıllar geçtikçe büyüyen, sevdiği bir hayvanıyla geçirdiği her anın tadını çıkarmak istiyorsa kim onu beslemeyi kesmediği için yargılayabilir ki. Bu hayvanlar, çoğumuz için evcil hayvanlardır ve olabildiğince uzun süre bizimle birlikte olmalarını istemek mantıklı olacaktır. Eğer bir hobicinin üretim konusuna bir ilgisi yoksa o zaman hayvanını büyütmek için acelesi de olmamalı. Herkesin zevki kendine. ################################# Uyarı: Yazıdan yola çıkıp özellikle yetişkin olan canlılarınızın abdomenini aşırı seviyelerde şişirmeyin. Eğer uygun yaşam alanı kurulumuna sahip değilseniz canlınızın abdomeni yırtılabilir veya abdomen ile karapas arası bağlantıyı sağlayan pedisel zarar görebilir/kopabilir. Aşağıya sling, juvenile ve yetişkin tarantulalar için uygun büyüklüklerde abdomenlere sahip bulabildiğim birkaç örnek/temsili fotoğraf ekliyorum. Slinglerden oldukça şiş olanların neredeyse hepsinin değişim öncesi (premolt) sürecinde olduğuna dikkat edin. Kendi tecrübelerimden; Yer türleri için güvenli sınır kabaca abdomen karapas'ın boy olarak 2 katı, hacim olarak 3-5 katı kadar olabilir. Ağaç ve tünel türleri için abdomen karapas'ın boy olarak en fazla 1.5 kat, hacim olarak 2-3 kat güvenli sınır denilebilir. Sling: Juvenile: Adult: Çeviren: @theraphosidae35
  6. 16 points
  7. 16 points
    Gutload nedir? Nasıl uygulanır? Etçilleri beslemek için kullanılan canlı yemlerin (un kurdu, morio, tartara, dubia, hissing, cırcır, çekirge, kemirgenler vb.) yem olarak sunulmadan önce bol sıvı ve zengin besin içeren veya canlının özel ihtiyacına yönelik (ör. sürüngenler için kalsiyum, vitaminler vb. katkılar) takviyeler ile yüklenmesine gutload deniliyor. Faydaları nedir? Bu uygulama ile canlı yemin besleyici değeri arttırılmış oluyor. Bunun yanında bol sıvı da alan yemler içlerinde olan azotlu organik atıkları (dışkı, amonyak, ürik asit vs.) da atmış oluyorlar. Gutload yapılan yem ile beslemenin iki önemli faydası; - Beslenen canlı bünyesine bol sıvı ve vitamin aldığı için direncini güçlendirir. Dehidrasyon ve buna bağlı sorunların ihtimalini azaltır. - Beslenen canlı bünyesine gereksiz atık almamış oluyor. Bu atıkların tamamı çeşitli toksikler içerir ve düzenli olarak bu toksikleri bünyesine alan bir canlı sağlıklı kalamaz. Gutload için tercih edilebilecek meyveler ve sebzeler; Salatalık, marul, kabak, havuç, elma, şeftali, kayısı, portakal vb. UYARI: BESLEDİĞİNİZ CANLI YEMLERDE BOZUK YÜRÜME, ÇIRPINMA VEYA BENZERİ NORMALDEN FARKLI HAREKETLER GÖZLEMLİYORSANIZ MEYVE-SEBZELERDEN TARIM İLACI VB. BULAŞMIŞ OLMA İHTİMALİ OLABİLİR, BU YEMLERİ BESLEME İÇİN KULLANMAYIN. Ek olarak, canlı yemlere hiçbir zaman ağır aromatik (özellikle soğan, sarımsak vb.) besinler verilmemeli. Asit içeren (portakal, mandalina vb.) besinler verilecekse yanında veya kısa bir süre ardından asit içeriği düşük (elma, havuç, salatalık vb. gibi) besinler verilip bünyelerine aldıkları asit yükü azaltılmalı. Sakallı ejderler gibi kerkentele türlerinde turunçgillere karşı yüksek hassasiyet bulunduğu için canlıyı zehirlememek için turunçgil verilen yemler sistemlerinden atmaları için en az bir hafta bekletilmesi tavsiye edilir. Dubialarda sebebini başta anlayamadığım şekilde portakal yüzünden toplu kayıp yaşamıştım, içerdiği C ve diğer vitaminler üremelerini tetiklediğini okumuştum ama uygulamada hata yapmışım, çok sonrasında bu asit yüklenmesi ile ilgili okuduğum yeni kaynaklar ile muhtemel sebebini farketmiştim. Şöyle düşünün ortalama ağırlık ve metabolizmaya sahip bir insan doymak için mide dolusu portakal yerse ve ardından herhangi başka birşey yemez ve su içmezse mideye yüklenen asit sindirim sistemi başta olmak üzere içerdiği asit tüm vücuda metabolik olarak zarar verir. Benzeri durum çoğu canlı için geçerli. Bu kısımda iki alıntıya da yer vereyim. Modern toksikolojinin temeli! "Her madde zehirdir, zehir olmayan madde yoktur; ilacı zehirden ayıran dozudur" - Paracelsus (16. yy) "Küçük dozda bir zehir ilaçtır; yüksek dozda bir ilaç zehirdir" - Alfred Swaine Taylor (1806-1880) Bu sebeplerle verilen besinlerin sürekli dönüşümlü ve dengeli kullanılması en sağlıklısı. Sürekli elma verildiğinde içerdiği yüksek şeker de uzun vadede benzeri metabolizma sorunları çıkarabilir. Kendi kullandığım besleme yöntemi kabaca haftada 2-3 sefer olmak üzere ağırlıkla elma ve havuç. Su içeriği çok daha yüksek (%90-95 gibi) olması sebebiyle ara sıra salatalık, nadiren de turunçgil veya mevcutta uygun hangi meyve/sebze varsa. Maydonoz, dereotu vs gibi yeşillikler de zararlı aromatikler içerebilir, uzak durulmalı. Genellemek gerekirse keskin veya acı tadı olan hemen herşey zararlı olabilir. Sağlıklı hobiler. Yazıyı hazırlarken faydalandığım kaynaklar: https://dubiaroachdepot.com/guidance/gut-loading-dubia-roaches https://dubiaroachdepot.com/guidance/dubia-roach-food-diary https://dubiaroaches.com/blogs/feeder-insects
  8. 15 points
  9. 14 points
    Canlı yemlerinizdeki maytlardan (akar) kurtulmanız (ve bir daha oluşmalarını önlemeniz) için yedi adım: 1. Kabı Temizleyin Canlı yemlerin bulunduğu kabı, mümkün olduğunca çok mayt ve mayt yumurtasını uzaklaştırmak için temizleyin. Temizliğe, canlı yemlerin bulunduğu kaptaki tüm öğeleri kaldırarak başlayın. Buna yiyecek ve su kapları, saklanma alanları, kullanılıyorsa taban malzemesi ve yiyecekler dahildir. Canlı yemlerinizi, temiz, daha önce kullanılmamış, boş bir kaba yerleştirin. Yeni boşalttığınız kabı önce bol suyla yıkayın. Kabı ve normal şartlarda bu kapta yer alan diğer öğeleri, zayıf bir çamaşır suyu çözeltisi ile temizleyin. Bunun, maytları ve yumurtalarını öldürdüğü düşünülmektedir. Çamaşır suyu kullanmıyorsanız, sabun kullanın. Temiz şeyleri, henüz yıkanmamış şeylerden ayrı tutmanız önemlidir. Bu, kontaminasyonu önlemeye yardımcı olacaktır. Bulaşık makinesinde yıkanabilecek öğeler varsa, bunları makinede yıkayın. Sıcaklık, mayt ve yumurtalarını öldürecektir. Makinede yıkanamayacak (aşırı sıcaktan deforme olabilecek) öğeleri, sabun ve suyla iyice ovalayın, ardından kurumaya bırakın. Maytlar, güneş ışığından hoşlanmaz (siz de onları evinize yaymak istemezsiniz), bu nedenle yıkama işlemini güneşte, dışarıda yapmanız daha iyi olur. Ardından, yıkanamayacak, ancak kontamine olmuş olan her şeyi (taban malzemesi, yumuşak plastik malzemeler gibi) atın. Gerektiğinde kolaylıkla kapatıp açabileceğiniz, büyük bir plastik çöp torbası kullanın. Dondurarak, sadece bazı mayt türlerini öldürebileceğinizi unutmayın, bu nedenle canlı yemlerinize hangi tür maytın bulaştığını bilmediğiniz sürece, malzemelerinizin dondurulması bir seçenek değildir. Neredeyse 50.000 mayt türü olduğu göz önüne alındığında, tanımlama olası görünmemektedir, bu nedenle bir eradikasyon yöntemi olarak dondurma seçeneği kullanılmamalıdır. Diğer taraftan sıcaklık, tüm mayt türlerini ve yumurtaları öldürür. Sadece 50º C sıcaklık, maytların %100'ünü 20 dakikada öldürebilir (https://www.researchgate.net/publication/12081875_Killing_mites_with_heat). Bu, bulaşık makinesi, mikrodalga ve fırından gelen sıcaklığın, maytları ortadan kaldıracağı anlamına gelir. Açıkçası, sonuncusunu yapmayı düşünürseniz çok dikkatli olun. Güvende olmanız adına, fırına herhangi bir şey koymanızı önermiyorum. Bir seçenek olsa da en kolay ve en güvenli şey, yıkanabilecek malzemeleri yıkamak ve tek kullanımlık kâğıt bazlı malzemeleri atmak ve yeni malzeme kullanmaktır. 2. Canlı Yemleri Yıkayın Evet, canlı yemleri “yıkayacaksınız”. Elek, kâse, un ve poşet torbaya ihtiyacınız olacak. Torbaya çeyrek bardak un koyun. Bir avuç canlı yemi içine ekleyin. 10 veya 20 saniye boyunca veya canlı yemler unla kaplanana kadar çalkalayın. Eleği kâsenin üzerine yerleştirin, torbayı elek içine boşaltın ve un, canlı yemlerden mümkün olduğunca uzaklaşana kadar sallayın. Un kaplı canlı yemleri temiz bir kaba yerleştirin ve tüm canlı yemler “temizlenene” kadar bu işlemi tekrarlayın. Bu işlem garip görünse de un iki şey için gereklidir. İlk olarak, maytları kaplar ve canlı yemlere tutunmalarını önleme eğilimindedir. İkincisi, nemi emer ve çevreyi onlar için daha az misafirperver hale getirir. Canlı yemler, sallanmak ve un ile kaplanmaktan hoşlanmazlar, ancak bunun üstesinden geleceklerdir, merak etmeyin. Unla kaplı maytlar, hayatta kalmak için yapmaları gereken şeyleri yapamayacaklardır; un kullanmamızın da sebebi budur. NOT: Hamamböcekleri (tartara ve dubia gibi), karna yakın, ventral tarafta, vücutlarının uzunluğu boyunca bulunan küçük valflerden nefes alır. Onları un ile kapladığınızda, bu valfleri tıkama ve hamam böceklerini öldürme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Hamamböceği ne kadar küçük olursa, bu risk o kadar büyük olur. Yukarıda bahsedilen işlemi kısa- 10 ila 20 saniye yeterlidir- süreli yaparak ve bitirdiğinizde mümkün olduğunca çok unu uzaklaştırarak zarar riskini azaltabilirsiniz. Elek kenarına sağlam bir cisimle (kaşık veya benzeri) vurmak bu konuda yardımcı olacaktır. Bunu tecrübe etmek için önce 1-2 hamamböceğiyle test yapabilirsiniz. Hamamböcekleri 5 ila 10 dakika sonrasında hayatta kalmaya devam ettiği sürece, yönteminiz doğru demektir. Elek ile ilgili olarak, metal veya plastik, kenarları yüksek olan bir taneye sahip olmanız tavsiye edilir, böylece salladığınız canlı yemler tırmanamaz. Canlı yemler, elekten çıkmak için ellerinden geleni yapacaktır. Buna hazırlıklı olun. Tabanı delinip, çok küçük delikler açılmış olan bir kova veya kâse, eleğe alternatif olabilir. Deliklerin unun geçebileceği kadar büyük, canlı yemin geçemeyeceği kadar küçük olması gerekir. Detay vermek gerekirse, (delik boyutu için) 1.5 mm iyi bir boyuttur. Un ve maytları canlı yemlerden ayırmanıza yardımcı olabilecek muhtemelen birçok farklı ev tabanlı fikir mevcuttur. Bir kovanın tabanını kesip, ince gözenekli kumaş kullanmak buna bir örnek olsa da en verimli yöntem elek kullanmaktır. İşlem sonunda, kullanılmış unu ve poşet torbayı, bir çöp torbasına atın ve ağzını sıkıca kapatın. Canlı yemleri yeni, temiz bir kaba alın. Şimdilik bir kenara koyun. 3. Nemi Azaltın Nem, mayt istilalarında en büyük katkıda bulunan faktörlerden biridir. Maytlar, yiyecek ve barınağa ihtiyaç duyarlar ve sıcaklığa karşı olumlu tepki verirler, ancak yüksek nem, bir zorunluluktur. Alternatif olarak, maytlar düşük nemde ya daha az problemlidir veya hiç problem oluşturmaz. Nemi azaltmak, onları ortadan kaldırmaya ve geri dönüşlerini önlemeye yardımcı olabilir. Canlı yemlerin aşırı yüksek neme ve hatta sıcaklığa ihtiyacı yoktur (üreme haricinde). Düşük nemli bir alanda haftalar veya aylar boyunca oda sıcaklığında tutulabilirler. Nemi %50'nin altında tutarken, sıcaklığı 25-32 derece arasında yükseltmek, mayt problemlerinden kaçınmanıza yardımcı olabilir. Mayt mücadelesinde, başlangıç olarak nemi %40'ın altında tutmayı düşünün ve gidişatı takip edin. %40 nem, mayt istilasına karşı koruyucudur. %50 nem de güvenli görünebilir, ancak aynı zamanda sınırı zorluyor da olabilir. Maytlar, yaklaşık %60 nem ve üzerinde tutulan, özellikle hamamböceği kolonilerinde daha yaygın görülmektedir ve nem ne kadar yüksek olursa, maytlar da o kadar fazla faktör haline gelir. Ayrıca coğrafyanın da canlı yem kolonilerinde mayt istilası olasılığını etkilediğini unutmayın. Maytlar, nemli bölgelerde daha çok sorun teşkil eder ve daha kurak iklimlere geçtiğinizde durumun değiştiği gözlemlenir. Maytların yaygın olduğu nemli bir bölgede yaşıyorsanız, başlamak için en iyi nokta, %40'lık bir nem hedefi olabilir. Güvenli bir temel oluşturduktan sonra, nemi her zaman bu noktadan yükseltebilirsiniz. Koloni nemini %50'nin altında tutmak mümkün değilse, ısı kaynağını kapatarak ve canlı yemlerinizin bulunduğu odayı belli bir süre havalandırarak maytları ortadan kaldırabilir ve geri dönmelerini engelleyebilirsiniz. Bunun için bir gün boyunca yapılan havalandırma yeterli olacaktır, ancak yeterli gelmezse, daha sık da deneyebilirsiniz. Bunu haftada bir veya iki kez tekrarlayın. Buradaki mantık, yüksek sıcaklık ve neme, daha düşük sıcaklık ve nem dönemleriyle karşı koymaktır. Bu, göreceli olarak, her şeyin kurumasını sağlar. Sıcaklık ve nemi aralıklı olarak azaltmak bazı durumlarda işe yarayabilir, ancak mayt istilası riskini azaltmanın en güvenilir yolu, nemi maytların tutunamayacağı ve çoğalamayacağı bir seviyeye düşürmektir. 4. Tüm Yüzeyleri Temizleyin Yukarıdakilerin hepsini yaptıktan sonra, canlı yem koloninizin bulunduğu odayı temizleyin. Tüm yüzeyleri bir sünger ve hafif (bir litre suya iki damla çamaşır suyu gibi) bir çamaşır suyu çözeltisiyle temizleyin. İsterseniz sabun kullanabilirsiniz. Her şeyi havlu ile kurulayın. Dilerseniz yüzeyleri %70 alkol veya seyreltilmiş bir Lysol karışımı (her ikisi de su ile seyreltilmek üzere) ile de silebilirsiniz. Her ikisi de maytları ve yumurtalarını öldürebilir ve kuruduktan sonra canlı yemlerinize zarar vermez. İşiniz bittiğinde, temizlik yaptığınız süngerleri en az bir dakika boyunca mikrodalgada fırınlayın (tekrar kullanılacaksa). 5. Vakum Uygulayın Maytlar, halıya ve diğer kumaşlara sığınırlar ve bunu yaptıktan sonra yerlerinden çıkarılmaları zordur. Halı, nemli ortamlar için çok uygun değildir. Nem, halı altında veya halı iç boşluğunda birikebilir, buna ek olarak, halı içindeki maddeler küfe neden olabilir. Küf, maytlar için hem yiyecek hem de üreme alanı sağlar. Odada halı varsa, (elektrik süpürgesi ile) iyice vakumlayın ve koloninizi halı bulunmayan bir odaya taşıyın. Kilim ve yolluklarınızı da temizleyip (özellikle güneşte) kurutun. Tamamen kurumadan yerlerine tekrar yerleştirmeyin. 6. Her Şeyi Yıkayın Giydiğiniz, kullandığınız ve hatta yanından geçtiğiniz her giyeceği çamaşır sepetine atın. Canlı yemlerinize dokunmadan önce, duş almak, kıyafetlerinizi değiştirmek ve odayı son bir kez hızlı bir şekilde silmek iyi bir fikir olabilir. Hatta temizlerken başka yerlere atlamış olabilecek bazı maytları almak için yan odaları elektrikli süpürge ile temizlemeniz iyi olacaktır. Bu aslında gerekli olmayabilir, ancak yine de dikkate alınması gereken bir şeydir. Tüm maytları ve yumurtaları uzaklaştırmak/yok etmek gerekli değildir, çünkü canlı yem koloninizdeki koşulları onlara karşı zaten elverişsiz hale getirdiniz (ve bunu sürdüreceksiniz). Maytlar, ne olursa olsun birkaç gün içinde ölecek ve biraz şans ve planlama ile asla geri dönmeyecekler. 7. Tekrar Kontaminasyondan Kaçının Maytlar, koloninizi nasıl istila ettiler? Bu, iyi bir soru. Cevabı bilmek, gelecekte mayt problemlerinden kaçınmanıza yardımcı olabilir. Maytlar için anahtar konu nemdir. Mümkün olduğunca durgun su kullanmaktan kaçının. Hidrasyon için su kristalleri veya süngerler kullanıyorsanız, tazeleme/kap temizliği yaparken bu malzemeleri kurutun. Kuru malzemeler, maytları barındıramazlar. Sadece kurutmakla kalmayın; sık sık potansiyel patojenleri öldürecek bir yöntemle yıkamayı planlayın. Daha da iyisi, bu malzemeleri rotasyonlu olarak kullanın. Bu içerik, Reptula.com için üretilmiştir, başka bir platformda kullanılamaz.
  10. 13 points
  11. 13 points
    Sevgili @Hefe, Heyecanını çok iyi anlıyorum. İyi niyetini de. Elindeki canlının yumurtlaması, gözlerinin önünde çoğalması hepimiz için mucizevi ve haliyle bu keyfi tatmak istiyoruz. Buraya kadar seni anlıyor ve hak veriyorum. Ancak, bir çok arkadaşın da belirttiği gibi, doğadan bir canlıyı koparmak, doğru ya da yanlıştan ziyade, etik değil. Seni iki tane kırkayağın kaçırdığını, ailenden alıp, yuvalarına götürdüğünü, bu kırkayakların senden onlarca kat büyük olduğunu ve dillerini de anlamadığını düşün. Orda olmaman gerekiyor, çünkü dünyan orası değil. Muhtemelen açlıktan, susuzluktan, sıcaklıktan, nemden vb. öleceksin. Bunu bile bile bu canlıların seni kaçırması kısmı; işte etik olmayan kısım burası. Yaşının çok genç olduğunu düşünerek bu örnek üzerinden açıklamak istedim. Sana ceza puanı versek, banlasak, atsak, uzaklaştırsak... Ne yaparsak yapalım, bunun nedenini bilmemen sadece bu hobiden soğumana sebebiyet verir, biliyorum. Seni kazanmak için bu kadar yazıyorum, lütfen bunun senin için olduğunu bil. Karınca gibi istalacı türler dışında, doğadan herhangi bir canlıyı koparmamalısın. Arkadaşın koparıp sana vermiş olsa da, bunu kabul etmemelisin. Nedenini yukarıda açıkladım, bir daha örneklendirmeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Yani "doğadan ben koparmadım, arkadaşım kopardı bana verdi" argümanın tamamen geçersiz. Sen de suça ortak olmuş oluyorsun bu durumda çünkü. Öncelikle, elindeki canlıyı (anneyi) kesinlikle doğa geri kazandırman, yani onu en sakin, kalabalık olmayan bir yere bırakman en doğrusu olacaktır. Yumurtaları da aynı şekilde insanların geçmediği, kedinin köpeğin pek olmadığı bir yere bırakabilirsin. Bırak, doğa ana karar versin gerisine. Daha önce mantis yumurtası inkübasyonu tecrüben yoksa, bu yumurtaların sende çatlama ihtimali zaten doğadakinden daha düşük. Umarım beni anlıyorsundur. Bu canlıları doğaya kavuşturmanı, bir daha da doğadan sen, arkadaşın, tanıdığın, akraban vb. kimseden de yerli tür almamanı rica ediyorum. Bunun yasadışı olduğunu da belirtmek isterim. Yerli türlere sahip olmak, yasal değil. Bu konuda "gerekeni" yapacağını söylemişsin, gereken şey, elindekileri doğaya bırakman. Bunu yapacağından, diğer bir deyişle, bu kadar doğa sever olduğundan hiç bir kuşkum yok. Güzel haberleri bekliyorum. ve sevgili @Blank, Hiç bir canlı "üretim" değil, doğru. Ya yaratıldılar, ya da evrildiler, hangisini seviyorsan... Ancak wild type (vahşi tür) ve farm production (çiftlik üretimi) olanlar diye bir ayrım var. Şimdi de muhtemelen "vahşi tür nasıl çiftlik üretimi olmuş o zaman?? Doğadan illaki koparılmış ilk etapta" diyeceksin. Doğru. Ancak bu, @Hefe gibi doğadan "arkadaşının hediye ettiği" bir mantisi koparıp, yumurtalarını inkübe etmeye çalışmakla olmadı. Örneğin Leopard Gecko'yu pet haline getirmek istediler. Üniversiteler iş birliği yaptı, çalışmalar yapıldı, finansörler bulundu. Bu wild type geckolar o kadar korkak, hızlı, utangaç, ürkeklerdi ki, yakalayıp, bir teraryuma kapatıldıklarında yemek yemiyor, strese giriyor, bırak üremeyi ve "sonuçta üretim değil yani!!" denmesini, bir kaç hafta sonra hiç bir şey yemeyip, içmeyip, kendilerini sağa sola vurup ölüyorlardı. Bu nedenle büyük çalışmalar, incelemeler, denemeler yapılıp, "özellikle seçilen" bireylerin oluşturduğu bir habitatı çevrelediler. Bu alan, oldukça büyük bir alandı. Araştırmacılar, sadece dışarıdan ufak müdahalelerde (ortama biraz canlı yem salmak, bu hayvanları avlayabilecek canlıları uzak tutmak gibi) bulundular. Belirli bir süre sonra, yumurtlamalar başladı haliyle. Özetle, "kendi ortamlarında" ve gittiğin herhangi bir alış veriş merkezinden (yatay olarak) daha geniş bir bölgede bulunan ve koruma altına alınan bu geckoların yumurtaları, onları rahatsız etmeden toplandı ve kuluçkalandı. Yasalar ve etik gereği, bu yumurtalardan çıkan canlıların 2/3'ü, doğaya geri bırakıldı, geri kalanlar, artık avmden daha büyük değil, avm kadar bir alanda tutuldu. Yine doğal ortamında... Onların da rahat rahat kendi ortamlarında üremeleri izlendi, yumurtalar kuluçkalandı, çıkan calıların 2/3'ü doğaya kavuşturuldu, geri kalanı, bir önceki alandan daha küçük alanda üremeleri için gözlem altında alındı. Bilmem kaç jenerasyon sonra, bu alan bir teraryuma sığacak kadar küçüktüldü, yavaş yavaş, 2/3 kuralına uyarak, strese girmeleri önlenerek. Yani, @Hefe mantis üretecek, sonra da @Blank "e hiç bir canlı da üretim değil ama" diyecek diye yapılmadı bunlar. Umarım yeterince açıklayıcı olmuştur. Lütfen bir şey yapmaya kalkmadan, bir yorum yapmadan önce, ilgili araştırmaları yapın. Hobinin ve sizlerin gelişimi buna bağlı. Yoksa ben de inanın Hemidactylus turcicus'un neslinin devamını sağlamak adına üretmek isterdim. Ama yukarıdaki örnekte anlattığım hiç bir olanağa malesef sahip değilim. Konunun uzamamasını rica ediyorum. Böyle başlıkların da bilinçlendirme yapabilmek adına faydalı olduğunu düşünüyorum. Herkese iyi hobiler.
  12. 13 points
    siz üretin bedava daağıtın o zaman. bekliyorum @PatoK
  13. 13 points
  14. 13 points
    Mouth Rot - Ağız Çürüğü (Infectious Stomatitis, Ulcerative Stomatitis) Ağız çürüğü, sürüngenlerde ağız enfeksiyonlarını tanımlamak için kullanılan yaygın addır. Bu enfeksiyonlar bakteriyel, viral, fungal veya parazit kaynaklı olabilir. Diğer olasılıklar kanser, yabancı cisim ve çene kırıklarıdır. Kötü bakım, özellikle yanlış yaşam alanı sıcaklıkları, yetersiz beslenme ve zorla besleme sürüngenleri ağız enfeksiyonlarına yatkın hale getirir. Yaşam alanı sürtünmelerinden kaynaklanan burun veya ağız bölgelerindeki travma veya canlı yem ısırıkları sıklıkla ağız enfeksiyonlarına sebebiyet verebilir. Akarlar ve keneler, özellikle yılanlarda ve kertenkelelerde ağız enfeksiyonlarına neden olabilecek bakteriler taşır. Bir kertenkele veya yılan veteriner kontrolünden geçtikten sonra yemesinde/iştahında herhangi bir problem yoksa, bu tip erken ağız çürüğü vakaları evde hijyenik ortamda topikal ilaçlar kullanılarak ve daha iyi bakılarak tedavi edilebilir. Ağız veya burnun belirgin kızarıklığı, akıntısı veya şekil bozukluğu varsa veya sürüngen aktivitede, iştahta bir azalma gösterirse, mümkün olan en kısa sürede bir veterinere götürmek son derece önemlidir. Kemik ve daha derin dokular etkilendikten sonra ağız enfeksiyonlarını tedavi etmek çok zor olabilir. TEŞHİS Tanı genellikle ağız içi incelenerek konur. Travma ve diş kırılmasını önlemek için bu çok dikkatli yapılmalıdır. Henüz bir enfeksiyon mevcut değilse, kaba bir muayenenin ağız enfeksiyonuna neden olması muhtemeldir. Bu teknikte deneyimli değilseniz, veteriner hekiminizin evcil hayvanınızın ağzını incelemesini sağlayın. Ağız çürümesinin erken belirtileri şunlardır: • Aşırı tükürük salgısı • Ağız hafif açıkken dinlenmek (bu aynı zamanda zatürree belirtisidir) • Petechia, diş eti yüzeyinin hemen altında kan damarlarından küçük miktarda sızan iltihap belirtileri olan küçük kırmızı alanlardır. Birçok veteriner, örnekleri ağızdan almak, cam slaytlar üzerinde yerleştirerek mikroskop altında slaytlara bakmak isteyecektir (cytology). Sitoloji, enfeksiyonun şiddetini ve nedenini belirlemeye yardımcı olacaktır. Ağız enfeksiyonlarıyla ilişkili Pneumonia türleri yılanlarda ve bazı çöl kaplumbağalarında kan testi ile belirlenebilir. Enfeksiyon ilerledikçe, sürüngen yemek yemeye çalışırken acı çekiyor gibi görünebilir ya da yemeyi reddedebilir. Petechia büyüyecek, sonunda diş etleri şişecek sürüngen dişlerini kaybetmeye başlayacaktır. Bu aşamada, doğru antibiyotik veya antifungal ilacı seçmek için bir ağız kültürü önerilir. Şiddetli enfeksiyonlarda, ağızda irin benzeri, beyaz peynir kıvamında bir madde oluşacaktır ve sürüngenin başının şekli bozulabilir. Kemik tutulumunun derecesini belirlemek için genellikle baş bölgesinin röntgeni gereklidir. Enfekte olmuş alanı mümkün olduğunca temizlemek, kültür veya histopatoloji için örnekler sağlamak sıklıkla cerrahi müdahale öncesi gereklidir (lekeli dokuların mikroskop altında bir patolog tarafından incelenmesi). Enfeksiyon bu şiddette olduğunda, genellikle vücudun diğer bölgelerine yayılır, bu nedenle vücudun enfeksiyona tepkisini, karaciğer ve böbrekler gibi organların işlevini belirlemek için kan testi/takibi gerekir. Ağız enfeksiyonları erken tedavi edilmezse, neredeyse her zaman gözlere veya akciğerlere yayılırlar. TEDAVİ Anoreksiyası olmayan hafif vakaların tedavisi, bakım ve beslenmeyi iyileştirmek, seyreltik iyot (Betadine) veya Klorheksidin (Nolvasan) çözeltisinin günde iki kez topikal uygulamasını içerir. Veterinerinize evcil hayvanınız için uygun seyreltmeyi sorun. Ovma yerine bir çözelti kullanılması önemlidir. Dikkat edin, ovma ağzı tahriş edebilir. Hidrojen peroksit bazen topikal bir ilaç olarak da kullanılır. Yukarıdakilere ek olarak, orta derecede ağız çürüklüğü vakaları genellikle topikal (ağız yoluyla uygulanan), parenteral (oral veya enjekte edilebilir) antibiyotikler veya her ikisini de gerektirir. Sürüngenlerde ağız enfeksiyonlarına neden olan bakteriler çoğu antibiyotiğe dirençlidir. Bu nedenle, kültür sonuçları elde edildikten sonra veterinerinizin antibiyotikleri değiştirmesi gerekebilir. Daha ciddi vakalar, kasık döküntülerin topikal veya cerrahi olarak çıkarılmasını, beslenme desteğini (yılanlarda anoreksiya bakınız), sıvı tedavisini gerektirir. Erken dönem/ılımlı vakalarda, yaşam alanı iyileştirmeleri canlı sahibi tarafından zamanında yapılırsa, iyileşme için iyileşme tahmini (Prognoz) iyi ila mükemmel arasındadır. Prognoz, belirgin kas döküntüsü olan vakalarda ve ciddi kemik tutulumu olan sürüngenler için ölümle sonuçlanabilir. Ağız enfeksiyonu olan sürüngenler, tercih edilen optimum sıcaklık aralığının üst derecesinde bakılmalıdır. Bu, bağışıklık sistemlerini uyarmak için çok önemlidir. Bununla birlikte, onları çok fazla ısıtmamak da önemlidir, çünkü bu onları termal stres ve dehidrasyona yatkın kılacaktır. Sürüngen için uygun sıcaklık aralığını veterinerinize danışın. Topikal ilaçlar uyguluyorsanız veya oral ilaçlar veriyorsanız, veterinerinizin evcil hayvanınızın ağzını nasıl güvenli bir şekilde açacağınıza dair (hem sizin hem de evcil hayvanınızın güvenliği için) talimat verdiğinden emin olun. Nazik olmak. Emin değilseniz, daha fazla bilgi isteyin. Sürüngeniniz bitki ile besleniyorsa, daha yumuşak, daha az lifli meyve ve sebzelerle beslemeyi deneyin. Tüm ilaçları veterinerinizin talimatlarına göre uygulayın ve evcil hayvanınızın genel aktivite seviyesini ve ilgisini gözlemleyin. Bunlar kötüleşirse, veterinerinize başvurun. Durumu izlemek için düzenli veteriner ziyaretleri planlayın. ÖNLEM Ağız çürümesinden kaçınmanın en kolay yolu, evcil hayvanınızı yıllık muayenelerini aksatmamak ve genellikle ona iyi bakmaktır. Sağlık sorunlarından kaçınmak için izlenmesi gereken bazı akıllı uygulamalar şunlardır: • Yaşam alanının ideal boyutlarda olmasının yanı sıra sürüngen sağlığı için ortam sıcaklık ve neminin uygun değerlerde tutulması çok önemlidir. • Yaşam alanı kazalarını en aza indirmek için mağaraların, aksesuarların sivri alanlara sahip olmadığından emin olarak yaşanabilecek travmaları önleyebilirsiniz. • Sürüngeninizin yaşam alanı dinlenebileceği bir saklanma kutusu veya barınak içermelidir. • Diyeti dengeli ve besleyici olmalı, takviyeler eksik edilmemelidir. • Etçil sürüngenleri uygun türlerde ve önceden öldürülmüş yemlerle besleyin. • Evcil hayvanınızı incelerken, ağızda çürüme belirtileri görmüyorsanız, ancak içeride sıkışmış yiyecek veya yabancı bir madde görüyorsanız, ağzını yavaşça açın ve yumuşak pamuklu bir bezle öğeyi çıkarın. • Evcil hayvanınızın ağzına çok dikkat edin: çenelerinin kırılması veya zarar görmesi, hatta taşıma sırasında evcil hayvanınızın vücudunun başka bir parçasının zarar görmesi çok kolaydır. • Sürüngen ne kadar küçükse, o kadar kırılgan olacağını unutmayın. • Daha önce hiç evcil hayvanınızın ağzını açmaya çalışmadıysanız forumumuzda ilgili konuyu ziyaret edebilirsiniz. • Akar (Mite) istilalarını belirli aralıklarla kontrol edin, önleminizi alın.
  15. 13 points
  16. 13 points
    Benim kıralda poz veriyor 👑👑
  17. 13 points
    Herkese merhaba ''Reptula Forum'' ailesi,sizlere kendi tecrübelerimden edindiğim kadarıyla bir rehber hazırladım. Bu metinleri okuduktan sonra Tarantulalar hakkında genel ve bilinmesi gereken bazı hususları öğreneceksiniz. Bol keyifli okumalar! BAŞLANGIÇ İÇİN TÜR SEÇİMİ İşin en önemli yerlerinden bir tanesi de tür seçimidir. Hobiye başlamak isteyenler kesinlikle ilk önce fazla agresif olmayan, bombalamayı ve atak yapmayı minimum da tutan türleri seçmelidir. P. murinus, S. calceatum, H. maculata gibi agresif,hızlı ve zehir seviyesi yüksek canlıları kesinlikle edinmemeleri gereklidir çünkü bu türler sizi fazlasıyla zorlar. Sizlere önerebileceğim iki cinsin türlerinden edinebilirseniz bu hobiye kesinlikle sağlıklı bir giriş yaparsınız. Gelin sizlere o bahsettiğim iki farklı cinsin türlerini inceleyelim. .) Görseldeki tür Grammostolla cinsine ait G. rosea. Kendisi hobiye başlamaya en uygun türlerden bir tanesidir. Gerek boyutu, gerek renkleri ve atak yapmayı en minimum seviyede tutmaları hobiye giriş yapacak kişilerin kesinlikle listelerine eklemesi gereken bir canlıdır. (Ayrıca; G. pulchra, G. pulchripes türleri de uygundur) NOT: Büyüme hızları yavaştır ve bombalama tüyleri vardır. .) Bir diğer türümüz ise Brachypelma hamorii, eski adıyla B. smithi olan bu tür bacaklarındaki kırmızı tonlarında karakteristik renkleri gerçekten bu türe ayrı bir hava katıyor. Kendisi G. rosea gibi oldukça sakin bir karaktere sahiptir bu yüzden yeni başlayan kişilere tavsiye edilir. (Ayrıca; B. vagans, B. albiceps türleri de uygundur) NOT: Büyüme hızları yavaştır ve bombalama tüyleri vardır. TARANTULALAR NE TÜR YEMLER İLE BESLENİR? Tarantulalar vereceğiniz canlının boyutuna göre değişmekle birlikte,sling olanlara mikro un kurdu. Adult, Subadult ve Juvenile boylarda olanlara Morio, Çekirge, Un kurdu, Tartara veya isteğe göre pinky verilebilir. NOT: Canlı yem firmanızı iyi seçin ve ayrıca canlı yemlerinizi de güzel ve sağlıklı bir şekilde besleyin. TARANTULALAR ZEHİRLİ MİDİR? Bu sorunun cevabı kesinlikle evet. Bütün tarantulalar zehirlidir. Fakat alerjik bir reaksiyona sahip değilseniz zehir seviyesi düşük türler insan dolaşımına fazla zarar verememektedir. KABUK SÜRECİ Bu süreç bu hobinin en keyifli yanlarından bir tanesidir. Tarantulanız kabuk sonrası yeni kimliğine bürünecek ve bir o kadar güzelleşip gelişecektir. Her ne kadar keyifli olsa da bu süreçte canlınıza çok dikkat etmelisiniz. Türe göre değişmekle birlikte tarantulalar, kimisi 1-2 ayda atarken kimisi 4-5 ay hatta 1 yılda atmaktadır. Tarantulanız kabuk atarken en ufak temasta bulunmamalısınız bu durum onun için çok risklidir kabuk dışına çıkmadan onu çoktan kaybedebilirsiniz. Eğer kabuk atma sürecini atlatıp yeni kimliğine büründüyse, 1 hafta bekleyip bu süreç içerisinde canlıya kesinlikle yem vermemelisiniz. Çünkü tarantulanız kabuk değiştirdikten sonra dişleri dahil çok yumuşak bir dokuya sahip olurlar. Herhangi bir yem yeme durumu olayında tarantulanız dişlerini kaybedebilir ve bu durumda canlınızın ölümüne sebep olur. (Kabuğunu atıp yeni tüylere geçiş yapan bir ''Psalmopoeus Cambridgei'') YAŞAM ALANI BELİRLEME Bir diğer konumuz ise canlınızın yaşam alanını düzenleme. .) NOT: Görsel temeli kavrama amaçlı çekilmiştir canlınız boyutuna göre ölçüler değişebilir. Eğer yer türü veya çalılık türü edindiyseniz üstteki temel görsel canlınız için en uygun yaşam alanı olacaktır. Yer türü tarantulalarda en olarak geniş fakat uzunluk olarak kısa olması canlınızın çok daha rahat etmesini sağlayacaktır. Yer türleri ağaç türleri kadar sağlam tırmanamadıkları için yüksek bir yaşam alanı onun için çok riskli olacaktır. Herhangi bir düşme durumunda canlının abdomeni patlayabilir. Yer türleri saklanmayı sever ona saklanabileceği bir mağara yaparsanız (ceviz kabuğu veya meşrubat kapağı) canlınız için çok daha iyi olacaktır. .) NOT: Görsel temeli kavrama amaçlı çekilmiştir canlınız boyutuna göre ölçüler değişebilir. Gel gelelim ağaç türlerinde yapılması gereken yaşam alanı inceliklerine. Ağaç türleri adından da anlaşılacağı gibi yüksek yerlerde yaşamayı,gezinmeyi seven canlılardır. Yaşam alanları eni aşırı dar tutulmamakla birlikte yükseklik fazla olmalıdır. Canlınızın torfları yüksek yerlere taşıyıp ağ ile inşa etmesine yardımcı olacak dal parçaları,pipet gibi cisimler koyarsanız kesinlikle çok daha iyi olur. Bu rehber sizlere bir miktar yardımcı olduysa ve aklınızdaki soruların bir çoğu cevaplandıysa çok mutlu olurum. Aklıma gelmeyen çoğu konularında olduğuna eminim. Sizler bu gönderinin altına aklınıza takılan soruları yazarsanız her zaman elimden geldiği kadar bilgim dahilinde yardımcı olmaya çalışırım.
  18. 12 points
    Herkese merhaba, sizlere formikaryum yapımı hakkında geniş çaplı bilgi vermek istiyorum . Yakın zamanda farklı tasarımlarda yapacağım onlar içinde yeni konular gelecek, umarım işinize yarar bir konu olur . Malzeme listesinde kullanılan fotoğraflar internetten alıntıdır. Yapım aşamasındaki fotoğraflar bana aittir. Kullanılacak malzemeler: -Kalekim Fugapool 2900 alabileceğiniz en iyi derz (fugaflex 2300 derzide denedim herhangi bir sorun yaşamadım) -Sista akvaryum silikonu ( diğer akvaryum silikonlarıda kullanılabilir) toksik madde içermemesi lazım -Ytong (gaz beton) yapı malzemesi satılan yerlerden veya herhangi bir inşaattan rica ederek alabilirsiniz. -Mika kutular veya milyonculardan alacağınız gözünüze güzel gelen bir kutu derin olması iyi olacaktır. -Sıvı gıda boyası, ben genellikle kahverengi ve karamel rengi kullanıyorum keyfinize kalmış, derzi renklendirmek için kullanacağız. -Akvaryumlarda kullanılan silis kum veya herhangi bir steril ince kum kullanabilirsiniz. -Yapay bitki parçaları ve lav kırığı taslar ile dekor yapacağız. -Son olarak pamuk , akvaryumlarda kullandığımız hortum, herhangi bir plastik parçası (saklama kaplarini keserekte halledebilirsiniz) ve bir parça buzdolabı poşeti. Bu malzemeleri tamamladıktan sonra baslayabiliriz. Öncelikle kutumuza uygun bir sekilde ytong kesiyoruz (Kutunun içinde arka ve alt taraf, üst taraf, sağ ve sol taraflar ince bir katman derzin döküleceği alan için pay bırakacak şekilde ytongu kesmemiz lazim). Ytongu kestikten sonra ön tarafı belirlediğimiz yerine herhangi bir malzeme yardımı ile odacıklar açıyoruz (bu aşama sizin keyfinize kalmış istediğiniz şekil ve sayıda odacık açabilirsiniz) fotoğrafta benim verdiğim şekli görebilirsiniz ve üst tarafına da outworld için çıkış deliği açıyoruz. Sonrasında çıkış deliğinin olduğu yüzeye dikdörtgen bir alan yapıyoruz bu aşamada nemlendirmeyi halledeceğiz, bu dikdörtgen alanı derinlemesine kazıyoruz burada önemli olan odacıklara zarar vermeden alanı açmak yani gizli bir bölme olarak düşünebilirsiniz. Fotoğrafa bakarak anlayabilirsiniz. Açtığımız alanin dibinden ve en alt odacığın veya nemlendirmek istediginiz odacığın herhangi bir yerinden toplu iğne yardımı ile gizli bölmeye doğru delik açıyoruz (suyun akışını ayarlamak için bir adet delik yeterli olacaktır). Bu işlemi tamamladıktan sonra gizli bölmenin dibine bir parça buzdolabı poşeti yerleştiriyoruz fazla suyun farklı yerlere dağılmasını önlemek için fotoğrafta da belli oluyor. Ardından gizli bölmenin içini buzdolabı poşetinin üstünü, pamuk ile dolduruyoruz iyice, Şimdide sıra gizli bölmeye bir kapak ve su basabileceğimiz bir hortum yerleştirmeye geldi, kapağı herhangi bir plastik parçası veya eski bir saklama kabından keserek yapabilirsiniz (Kapağı yerleştirmeden önce gizli bölmenin kenarlarını kazıyoruz girinti olacak şekilde kapağın tam oturacağı şekilde). Ardından kapağın herhangi bir yerine delik açarak hortumu iyice sıkıştırıyoruz ve kapağı akvaryum silikonu ile tam ve sızdırmaz şekilde gizli bölmeye yerleştiriyoruz ve ardından bir süre kurumaya bırakıyoruz. Bu aşamadan sonra kutunun sol tarafına veya sağ tarafına aktarma hortumunun sığabileceği şekilde delik açıyoruz aynı şekilde tam hizasına denk gelecek şekilde ytonga da delik açıyoruz (delikler eşit şekilde hortumun tam sığacağı şekilde olmalı ki derz taşmasın, akvaryum silikonu ile sızdırmazlık sağlayabilirsiniz bu işlemi bundan sonraki asamada yapmanız lazım). En önemli aşamaya geldik ytongu kutuya yerleştireceğiz öncelikle odacıkların bulunduğu yüzeyin kenarlarına boşluk kalmayacak şekilde akvaryum silikonu sürüyoruz. Ardından kutuya ytongu yerleştiriyoruz ve ön yüzeye oturacak şekilde bastırıyoruz (alt üst ve yanlarda biraz bosluk bırakarak bu işlemi gerçekleştiriyoruz ki derz iyice yayılsın) . Bir süre kurumaya bırakıyoruz. Son aşamalara gelmiş bulunmaktayız artık derz dökme işlemine geçiyoruz, öncelikle bir kapta derz ve sıvı gıda boyasını karıştırıyoruz renk tonu size kalmış istege göre fazla veya azda dökebilirsiniz. Derzi iyice karıştırıp dökme işlemine geçiyoruz derzin kıvamı çok yoğun olmazsa daha iyi yayılacaktır, ytongun her tarafı derz olacak şekilde dolduruyoruz, gizli bölmenin hortumuna ve outworld çıkışına pamuk tıkayarak derzin sızmasını önleyebilirsiniz. Bu işlemlerden sonra outworld kısmına derz kurumadan kumu döküyoruz, bol dökerseniz daha iyi olur alt tabaka iyice derze yapışır. Sonrasında alev kırıkları ve yapay bitki parçalarıyla outworldü süsleyebilirsiniz. Son aşama olarak formikaryumun kapağına havalandırma delikleri acarak sineklik ile kapatıyoruz farklı tasarimlar uygulamak size kalmış. Umarım açıklayıcı bir yazı olmuştur. Şimdiden iyi çalışmalar.
  19. 12 points
    İlk yavru yumurtadan çıktı 😀
  20. 12 points
    Yazıya başlamadan önemli bir not, kış aylarında kargo ile canlı gönderimi risklidir. Kargoda ufak gecikmeler gerçekleştiğinde strafor kutu içinde iyi şekilde paketlenmiş olması, paket içinde cep sobası kullanılması fayda sağlamaz. Kargonun gönderildiği veya ulaşacağı şehrin gece sıcaklıkları 10°C altında ise kargoyu tercih etmeyin. Hobiye yeni başlayan bazı arkadaşlar heyecanla yeni edindikleri canlılarını kargodan alıp teraryuma yerleştirdikten kısa süre sonra beslemeye çalışabiliyor. Stres etkisinden henüz kurtulmamış olan canlılar yemeyince veya yemden kaçtıklarında da canlıda ne gibi bir sorun olduğunu sıklıkla platformlarda sorduklarını görüyoruz. Yeni sezon başlamadan önce kaynak olması için bu çeviri/derlemeyi yazmak istedim. Ülkemizde kargo taşımacılığında gösterilen özeni de düşünürsek tararantulalarda fizyolojik stresin en önemli kaynaklarından birine örnek nakliye şokudur. Uzun taşıma sırasında sürekli ve sert titreşimler, yuvarlanma, dönme, zıplama ve çarpma gibi etkenler tarantulanın sürekli olarak dengesini ve nispeten sabit konumunu korumaya çalışmasına neden olur. Bu örümcek için sadece yorucu olmakla kalmaz, aynı zamanda kabın duvarlarının sık sık tarantulayı düzenli darbeler şeklinde dövmesine sebep olur. Sonuç olarak kargodan alınan örümcek yeni yaşam alanına konulmadan önce muhtemelen yarı ölü, genellikle yaralı veya bitkindir. Biz buna "nakliye şoku" diyoruz, tedavisi uzun süreli bir sakinlik ve sessizlik dönemidir. -Tarantulayı teraryumuna yerleştirin. Teraryumu evinizin loş ışıklı, sessiz bir bölümüne koyun. Yaşam alanına saklanabileceği küçük bir mağara yerleştirin. Uygun boyutlarda bir su kabı koyun. -BESLEME YAPMAYIN! -UZAK DURUN! -YALNIZ BIRAKIN! -ORTALIKTAN KAYBOLUN! -KISA bir şekilde kontrol etmek için günde bir kez geri dönün. İki veya üç gün sonra iyileşme belirtileri göstermezse yoğun bakım ünitesine yerleştirin. -Bu süre zarfında açıkça kötüleşiyorsa tereddüt etmeyin. HEMEN bir YBÜ'ye yerleştirin. -"Ölüm-kıvrılması" (Deathcurl) olarak adlandırılan halde görünüyorsa, HEMEN bir YBÜ'ye yerleştirin. -Tarantulayı aldıktan sonra en az yedi gün (on gün daha iyi olur) sonra sağlık durumunun iyi olduğu görülüyorsa (gezinme şeklinde hareketlilik varsa) akşam saatlerinde bir adet uygun boyutta yem sunun. -Eğer yemi alırsa normal besleme rutinine başlayın. Yemiyorsa, yemi çıkarın ve bir hafta sonra tekrar deneyin. Düzenli olarak yemeye başladığında teraryumunu evinizdeki normal yerine yerleştirebilir ve normal bakıma başlayabilirsiniz. Canlı alırken her zaman size canlıyı gönderecek satıcıdan paketi özenli hazırlamasını isteyin, gerekirse kargoya teslim etmeden önce paketi nasıl hazırladığına dair fotoğraf göndermesini de isteyebilirsiniz. Bu şekilde gönderimde yaşanacak sorunlara dair risk en düşük seviyede tutulabilir. Kaynak: https://people.ucalgary.ca/~schultz/Stress.html Derleyen: @theraphosidae35
  21. 12 points
    acil olarak bir veteriner hekime götürün . gelişmeleri buradan paylaşın . merakla bekliyoruz .
  22. 12 points
    Tarantula Tedavisi (Yoğun Bakım Ünitesi) Bilhassa canlının kargoda geçirdiği uzun zaman diliminden sonra, ya da herhangi bir sebeple tarantulalarımızda ne yazık ki bir takım problemler ortaya çıkabiliyor. Halen problemlerin sebepleri tamamıyla bilinmemekle birlikte özellikle hobide fazla tecrübesi olmayan insanlar için genellikle canlıyı yaşatmak pek mümkün olmuyor. Daha önceden benzeri problemlerle karşılaştım başarılı ve başarısız olduğum tecrübeler yaşadım. Yabancı kaynaklardan yapmış olduğum araştırmaları kendi tecrübem ile harmanlayıp bu tip bir durumla karşılaşan insanlara bi nebze olsun yardımcı olabilmeye çalışacağım. Olabildiğince detaylı ve anlaşılabilir olmaya gayret gösterdim. Daha detaylı bir bilgi için "Tarantula Intensive Care Unit" şeklide aratarak yabancı kaynaklara ulaşabilirsiniz. Eklemek istediğiniz yada düzeltmek istediğiniz bir bölüm olursa lütfen yorumlarda belirtiniz. Tek amacı hobiye katkı sağlamak olan bu yazı eleştirilere ve tecrübelere kapıları tamamen açık bir yazıdır. Şimdiden katkılarınızdan dolayı teşekkür eder, herkese mutlu, sağlıklı hobiler dilerim. Kaynakça: (Birebir çeviri değildir.)[Konu ile ilgili görsellere bu kaynaklardan ulaşabilirsiniz.] http://people.ucalgary.ca/~schultz/icu10.html https://thebugchicks.com/arthropods/tarantula-icu/ http://www.reptileforums.co.uk/forums/spiders-inverts/487156-tarantula-intensive-care-emergency-treatment.html Temel Belirtiler: Örümcekler dış yapıları sert fakat içleri çoğunlukla sıvıdan oluşan canlılardır ve bir bakıma hidrolik sistemi gibi bir yapıya sahiptirler. Uzuvları kontrol edebilmek için akışkan basınç kullanırlar. Hepiniz ölü örümceklerin ayaklarını karınlarına doğru çekmiş pozisyonda olduğunu görmüşsünüzdür. Bunun sebebi bu basınç kaybıdır. Eğer canlınız yemek yemiyor ise (uzunca bir zaman dilimi), genel manada uyuşuk tavırları varsa, yürümekte zorluk çekiyorsa, herhangi bir yan yüzeye yaslı duruyorsa, karnı üzerinde genelde ayakları asimetrik bir biçimde yere oturmuşsa, abdomen kısmı küçülmüş ve kırışmış durumda ise, canlınız tamamen yan duruyorsa yada canlı ayaklarını kendisine doğru belli miktarda yada tamamen toplamış ise; bunların belli başlı sebepleri ve canlıya iyi gelebilecek ihtimali olan bazı yapılabilecek şeyler vardır: ÖNEMLİ NOT: Öncelikle bu belirtileri tamamen hastalık yada bir sıkıntı olarak yorumlamak doğru değildir. Canlı kabuk değiştirme dönemine de girmiş olabilir. Kabuk değiştirme dönemine giren canlı da yemek yemeyi keser, uyuşuk bir hal alır, canlı yan ya da sırt üstü yatabilir. Bu sebeplerden dolayı rahatsız olduğundan şüphe duyduğunuz canlınızı fazla rahatsız etmeden fotoğraflayıp tecrübe sahibi forum üyelerimize de danışmanızda fayda var. Dehidrasyon: Yukarda değinilen faktörlerin tamamı genellikle 'dehidrasyon' ile ilgilidir. Peki nedir bu dehidrasyon? Dehidrasyon, kaba tabirle canlınızın yukarda bahsi geçen iç basıncını kaybetmesidir. Bunun sonucunda canlı uzuvlarını kontrol edememeye başlar. Genelde kargoda uzun zaman geçiren canlıların başına gelse de evinizde bakmış olduğunuz herhangi bir tarantulada da meydana gelebilir. 1)Tarantula Yoğun Bakım Ünitesi ve Hazırlanış Aşamaları: Burada temel amaç tarantulamızın kaybettiği sıvıyı tekrar alabileceği bir ortam oluşturmaktır. Öncelikle bu yöntem %100 başarı sağlamasa bile genel manada işe yaradığı çok fazla örnek mevcuttur. Bu sebeple en azından canlının ölüşüne seyirci kalmak yerine son bir umut olarak görebiliriz. Sadece dehidrasyon için değil, genel manada canlıya iyi geldiği gözlemlenmiştir. Gerekli Malzemeler: -Herhangi bir steril plastik (tercihen şeffaf) kap, -Bir miktar kağıt havlu, Uygulama: a) Öncelikle plastik kaba ortalama boyutlarda delikler açın fakat nem oranına ihtiyaç duyduğumuz için 3-4 delik yeterli olacaktır. Delikleri kapağa değil yan yüzeye açın. Ve fazla büyük delik olmamasına dikkat edin (3-6 mm). Kabın zeminine kağıt havlu koyup kaba su doldurun. Doldurduğunuz suyu kağıt havluya hiç bir şekilde baskı uygulamadan tekrar boşaltın. Havlunun maksimum seviyede suyu emmiş olmasını istiyoruz özetle. Canlınızı kaba normal duruş pozisyonunda dikkatli bir biçimde yerleştirin (karnı zemine bakacak şekilde). Tarantulanın alt kısımdan nefes alabildiğine dikkat edin. Tarantula boğulmasın. Canlımız bu sayede kaybettiği suyu tekrar emebilir. Buradaki temel amacımız budur. Kabı sıcak, karanlık ve evin hareketten uzak olan bir köşesine yerleştirin (doğrudan güneş ışığından ve aşırı ısıdan koruyun). Canlıyı rahatsız etmemeye çalıştırın, ve her zaman yedekte bir yoğun bakım kabı daha bulundurun. 2-3 gün sonra kapta bakteriyel üreme nemden dolayı yoğun hale gelecektir bu sebeple kabı değiştirmeniz önerilir. Canlınız bu ünitede iken orijinal yaşam alanını tamamen temizleyin ve canlıyı geri koymadan önce nem oranlarının normal olduğundan emin olun. Yaklaşık 2-3 sonra canlınızda halen bir değişim yoksa açık yaralanmadan kaynaklanıyor olabilir. b) Diğer bir yöntem ise (slinglerde uygulanması zor olsa da) doğrudan tarantulanıza su içirmenizdir. Daha hızlı bir yöntemdir. Tarantulanızı ters pozisyona getirip ağız kısmına bir damla su damlatmanız ve canlının o suyu içmesiyle dehidrasyon probleminin çözülmesidir. Bununla ilgili de iki farklı link koyuyorum. https://www.youtube.com/watch?v=n3brmcH45pY https://www.youtube.com/watch?v=0w1QF36xUcQ 2) Açık Yara Durumunda Uygulanabilecek Tedavi: Daha önceden de belirttiğim gibi tarantulaların iç kısımları çoğunlukla sıvıdan oluşmakta. Kaba tabirle tarantula kanı (hemolenf). Tarantulalar bu sıvıyı pıhtılaştırmak konusunda çok sınırlı bir kabiliyete sahiptirler, bu sebeple dış iskelette herhangi bir delinme sonucu hemolenfin akması durdurulamamışsa sonucu canlının kaybı olabilir. Bu yaraların tanınması biraz zor olabilir fakat genel manada ana belirtileri dehidrasyonla aynıdır. Yoğun bakım üniteniz başarısız olmuşsa aktif bir yaralanma aramanızda fayda var. Bir yaralanma, bir çatlak, dış iskelet üzerinde bir yerde delinme yırtılması (hafifçe sarımsı bir sıvının açık bir şekilde sızabileceği, bacakların / sefalotoraksın eklemli bölümlerindeki yumuşak zarlara özellikle dikkat edin) olarak ortaya çıkar. Gerekli Malzemeler: -Talk pudrası -Vazelin -Pamuk -Superglue Burada temel amaç sızıntının olduğu yeri kapatıp canlınızın bir sonraki dış iskelet değişimine kadar idare etmesini sağlamaktır. Hiç bir şart altında canlının akciğer bölümünün kapatılmaması gerektiğini unutmayınız ve canlı ile çalışırken lütfen kendi sağlığınızı ön planda tutunuz. ÖNEMLİ NOT: Canlınızın ölmüş olduğunu düşünmenize rağmen canlınız hayatta olabilir (bir nevi felç gibi düşünün). Bu sebeple canlınızın koku yaymaya başlamadığı durumda (yoğun bakım da ise renk değişiminden anlarsınız zaten) asla canlınıza ölü muamelesi yapmayınız. Elimden geldiği kadar bir takım eksik olduğunu düşündüğüm konulara değinmeye gayret gösterdim. Umarım naçizane araştırmam sizlerin bir gün işine yarar ve bir hayat kurtarmada bir nebze olsun vesile olmuş olurum. Herkese huzurlu hobiler dilerim..
  23. 12 points
    Leopard Geckolar'da enigma geninin yanında bir de enigma sendromu dediğimiz hastalığı vardır.Enigma sendromu insanlar da Huntington hastalığına benzer. Erken ölümlere, erken körlüklere ve hareketler de kısıtlamalara yol açar, kalıtsaldır ve yavrulara miras kalır. Enigma Sendromu nedir? ve yol açtığı olaylar nedir? İlk kez 2006'da rastlanılan Enigma Sendromu çoğunlukla Enigma morphlarını etkileyen nörolojik bir hastalıktır. Etkilenen geckolar hareketten sorumlu beyin hücrelerini etkileyip işlev kaybına yol açar. Genin bir kopyası işlevini kaybetmediğinden anti proteinler üretir (anti benim kullandığım terim). Anti proteinler normal proteinlerle etkileşim kurdukların da yapısal organizasyonun toksit bozulmasına neden olurlar. Hücreler artık normal işlevlerini yerine getiremez, hücre ölümü oluşur ve beyni parçalayıp yavaş yavaş yok olmasına sebep olur. Enigma Sendromu'nun semptomları nelerdir? ve yavrulara nasıl miras kalır? Semptomları kafa çapının dengesizliği,denge kaybı,odaklanma sorunu,ölüm rulosu denilen sürekli dönmeler ve sürekli aynı şekilde aynı yönde kafayı sallamalardır. Normal Leopard Geckolar'da 19 çift kromozom vardır, Alel adı verilen her bir genin iki kopyası vardır.Baskın Alel'in bir kopyası semptomların ortaya çıkması için yeterlidir. Enigma sendromu otozomal dominant kalıtımla kalıtsaldır. Etkilenen geckolar genellikle heterozigot veya homozigot dominanttır. Yani A Alel'i bozukluğa neden olur ve AA veya Aa olanlar etkilenir.AA Alel'i taşıyan geckolar engima sendromunu daha ağır gösterir ve sonu ölümcüldür.Aa daha hafif geçirir ve uzun yıllar yaşayabilir. Homozigot resesif hayvanlar ise aa Alel'ler %100 normaldir. Çünkü enigma geni taşımazlar ve yavruların da görülmez. Genel olarak ebeveynlerden sadece birinin enigma geni taşıması cinsiyet farketmeksizin %50 ihtimalle yavrulara bulaşacaktır. Dominant gen ve çiftlere göre bu %'de azalmaz aksine artar. Bu durumu daha iyi anlayabilmek için aşağıya bir görsel ekliyorum. - Affected = etkilenmiş - Unaffected = etkilenmemiş Enigma Sendromu'nun tedavisi yoktur. Son olarak eğer Aa Alel'i bulunan enigmalı bir gecko sahibi iseniz. Biraz yem yemesi zorlayabilir geriye kalan diğer her şeyi ile normal geckolar gibidir pet olarak besleyebilirsiniz ama kesinlikle çiftleştirilip üretilmemelidir. Enigma Sendromu Semptomları :
  24. 11 points
  25. 11 points
    Achatina salyangozlarının özellikle ülkemizde yaygın olan achatina fulicalrın hobiden bir an önce çıkarılmasının (imha edilmesinin) en büyük gerekçesi aşağıdaki açıklamarda yer almaktadır; ACHATİNA SALYANGOZLARININ İSTİLASI Dev Afrika kara salyangozu Achatina (Lissachatina) fulica, çoğu kişi tarafından dünyadaki en zararlı salyangozlardan biri olarak kabul edilir. En az 500 farklı bitki türü ile beslendikleri görülmüştür. Doğu Afrika’dan kaynaklandığı düşünülse de, o zamandan beri Hawaii Adaları da dahil olmak üzere Güneydoğu Asya’da ve Pasifik Okyanusu’ndaki birçok ülkede yayıldığı bildirilmiştir. Daha yakın zamanlarda, bu yumuşakça Güney Amerika'ya (Brezilya) ve Karayip adalarındaki Martinik, Guadeloupe, Saint Lucia, Barbados ve Saint Martin / Saint Maarten'e erişim kazanmıştır. Eylül 2011'in başlarında, güney Florida'nın Miami-Dade İlçesinde bulundu. Bu, Florida'daki dev Afrika salyangozunun ilk örneği değildi. 1966'da bir çocuk Miami Florida'da, Hawaii'ye bir yolculuğundan döndüğünde Güney Florida'ya achatina fulica kaçakçılığı yaptı. Büyükannesi salyangozları doğaya saldı. 7 yıl sonra, yumurta skorlarıyla birlikte 18.000'den fazla salyangoz bulundu. Ortadan uzun yıllar sonra kaldırıldı, ancak bu istilacıyı ortadan kaldırmak için 10 milyon dolar harcandı. Florida şimdi bir kez daha bu salyangoz istilasına maruz kaldı. İNSANLARA VE HAYVANLARA BULAŞTIRABİLECEKLERİ HASTALIKLAR Yüzlerce farklı bitki ile beslenebildiği belgelenmiş olmasına rağmen, dev achatina fulicaların sebzelere, çiçeklere ve diğer süs bitkilerine ve yıllık yabani otlara en fazla zarar vermesi beklenir. Bununla birlikte, özellikle fideler risk altındadır. Achatina salyangozlarının, hastalık organizmalarını insanlar da dahil olmak üzere bitkilere ve hayvanlara bulaştırmak suretiyle zarar verdiği kanıtlanmıştır. İnsanlarda meningoensefalite (beyin iltihabına) neden olabilen akciğer kurdu için ara konak işlevi görebilir. Ayrıca gram negatif bir bakteri taşır, Aeromonas hydrophila , insanlarda, özellikle de bağışıklık sistemi zayıflamış olanlarda çeşitli hastalık semptomlarına neden olur. ACHATİNA FULİCALAR HAKKINDA GENEL BİLGİ Dev Afrika salyangozu, bahçe ve park gibi (rahatsız edici) alanlarda en fazla miktarda bulunur. Tipik olarak, gündüz dinlenme yerlerinde bulunurlar ve daha sonra beslenmek için gece dışarı çıkarlar. Yetişkinler genellikle sabahları dinlenme yerlerine geri dönerler, ancak olgunlaşmamış salyangozların bunu yapması daha az olasıdır. Beslemek için tek bir gecede 15 metre kadar yol gidebilirler. Diğer salyangozlar gibi, esasen gece ve yağışlı havalarda % 50’den fazla nemli ortamda aktiftirler. Seyahat ederken sümük izi bırakırlar. Normalde yüksek nemli gölgeli, korunaklı dinlenme yerleri ararlar, ancak dinlenmek için ağaçlara ve duvarlara tırmanabilirler. Sert havası sırasında, kurak havalarda onlar etkisiz hale gelir; Genellikle nemlenebilecekleri toprak ararlar,toprak vücut nemini korumaya yardımcı olur; Kabuklarının açıklığı üzerinde sert bir örtü (epifragma adı verilen) tabaka üretebilirler. Daha uygun havaları beklerler, birkaç ay boyunca bu durumunda kalabilirler. Salyangozlar hermafroditlerdir, yani hem kadın hem de erkek üreme organlarına sahiptirler. Her salyangoz hem erkek hem de dişi organlar içermesine rağmen, nadiren kendi kendine döllenir; bunun yerine başka bir salyangoz ile çiftleşirler. Çiftleşme sırasında, her iki birey de aynı anda sperm aktarır ve alır. Diğer çoğu davranış gibi, çiftleşme de normalde gece meydana gelir. Yumurtlama çiftleşmeden 1-3 hafta sonra ortaya çıkar, ancak bir yıldan fazla devam eder. Çiftleştirildikten sonra, her salyangoz yaşamın ilk yılında yaklaşık 100 adet yumurta üretebilir, ardından ikinci yılda 200-1000 adet. Yumurtalar sert bir kabuğa sahiptir, çapı 4.5–5.5 mm arasındadır ve toprağa altına yumurtlarlar. Genç salyangozlar az yumurta üretecektir. Yumurtalar normalde yağışlı mevsim başında ve sonunda üretilir. Yumurtadan çıktıktan sonra, genç salyangozlar genellikle yumurta kabuklarını ve topraktaki organik maddelerini tüketirler, toprak altında 1-2 hafta durabilirler, çürüyen bitkiler ve uygun canlı bitkilerle beslenirler. Başlangıçta, kuluçka alanına yakın kalırlar, ancak sonunda yiyecek aramak için dağılmaya başlarlar. İlginçtir ki diyet alışkanlıkları olgunlaştıkça değişir. Daha yaşlı, daha büyük salyangozların canlı bitkilerle beslenmeleri orta yaşlı bireylere göre daha düşüktür, bunun yerine dökülen yaprak ve çürüyen bitki materyali gibi tozlarla beslenirler. Bu salyangozlar yaklaşık 9–32 ° C sıcaklık aralığında aktiftir, ancak bazen toprak altında hem düşük hem de yüksek sıcaklıklarda hayatta kalabilirler. Başka yerlerdeki varlıllarına dayanarak, achatina fulicaların New Jersey ve Colorado gibi bölgeleri içerebilecek 40 dereceye kadar kuzeyde hayatta kalma potansiyeline sahip olduğu düşünülüyor.

Copyright © 2013 Reptula.com Tüm hakları saklıdır.


5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Şikayet; info@reptula.com Adresine mail atıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır.

×